blog

Uyarlama Davaları ve Belirli Sürelerle Uyarlama​

NİSAN 2021

Uyarlama Davalarının Hukuki Temeli

Uyarlama davalarının temeli, uluslararası hukuktaki “Clausula Rebus Sic Stantibus” (Koşullar Değişmedikçe) ilkesine dayanır. Türk hukukunda bu ilke, Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesinde “Aşırı İfa Güçlüğü” başlığı altında düzenlenmiştir.
Bu ilkeye göre, sözleşmenin yapılmasından sonra meydana gelen olağanüstü ve öngörülemeyen durumlar nedeniyle bir tarafın sözleşmeyi yerine getirmesi katlanılamayacak derecede zorlaşırsa, sözleşme koşullarının değişen şartlara uyarlanması talep edilebilir.

Uyarlama Davalarının Kapsamı ve Koşulları

Türk Borçlar Kanunu m. 138, uyarlama talebinde bulunulabilmesi için aşağıdaki koşulları belirlemiştir:

  1. Sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülemeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkması.
  2. Bu durumun borçlunun kusurundan kaynaklanmaması.
  3. Olağanüstü durumun, borçlunun sözleşmeyi yerine getirmesini dürüstlük kurallarına aykırı şekilde zorlaştırması.
  4. Borcun henüz ifa edilmemiş veya ifa edilmesine rağmen hakların saklı tutulmuş olması.

Bu koşulların gerçekleşmesi halinde borçlu, mahkemeden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını talep edebilir. Uyarlama mümkün değilse sözleşmeden dönme hakkı tanınır.z

Koronavirüs Salgını ve Uyarlama Davaları

COVID-19 pandemisi, uyarlama davalarının en güncel örneklerinden birini oluşturmuştur. Salgın nedeniyle sözleşmelerin ifası birçok kişi ve kurum için oldukça zorlaşmıştır. Bölge Adliye Mahkemeleri, salgını öngörülemeyen olağanüstü bir durum olarak kabul etmiş ve uyarlama taleplerinin kabul edilmesi gerektiği yönünde kararlar vermiştir.

  • Örneğin, iş yerleri kapatılan kiracılar, kira bedellerinin uyarlanmasını talep edebilmiştir.
  • Mahkemeler, uyarlama kararlarını genellikle salgın döneminin süresiyle sınırlı olarak vermiştir.

Belirli Sürelerle Uyarlama ve Olası Sorunlar

Mahkemeler, uyarlama kararlarını olağanüstü durumların süresiyle sınırlayabilir. Ancak bu durum bazı sorunları da beraberinde getirebilir:

  • Sürenin Belirlenmesi: Olağanüstü halin ne zaman sona ereceği çoğu zaman objektif olarak tespit edilemez.
  • Yeni Uyuşmazlıklar: Süre sınırlandırması, uyarlama sonrasında yeni anlaşmazlıklar doğurabilir.
  • Usul Ekonomisi: Süre sınırlamaları, usul ekonomisi açısından verimli olsa da taraflar arasında yeni uyuşmazlıklara zemin hazırlayabilir.

Sonuç

Uyarlama davaları, sözleşmelere bağlılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet arasında bir denge kurmayı amaçlayan önemli bir hukuki mekanizmadır. Mahkemeler, olağanüstü durumların süresi boyunca uyarlama kararı verebilir ve bu süreçte tarafların haklarını korumayı hedefler. Ancak, uyarlama kararlarının belirli sürelerle sınırlandırılması, uygulamada dikkatli bir değerlendirme gerektirir.